top of page
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

Türkiye’den Avrupa'ya: Karavan Turu Amatör Karavancı Gözünden

  • 27 May
  • 4 dakikada okunur

Her yolculuk sizi farklı biri haline getirir; yolculuk başı küçük heyecanlar, yolculukta yaşanan küçük kavgalar ve bittiğinde akılda kalan güzel anılar…

Yolculuklar keyiflidir ama her yolculuğun belli başlı bedelleri vardır. Mesela her yıl idareli kullanılması gereken izin günleri, aile bütçesinden feragat edilmesi gereken belli miktarlar, tabii bir de yurt dışına gitmek istiyorsanız vize süreci… 2026 yılının zorlu ekonomik şartlarını da düşünürsek maalesef tatile çıkmak, o değişimi yaşamak oldukça zor. Ancak imkânsız değil ve tabii gezinizi yaparken evinizi yanınızda taşıyorsanız durumlar bir tık daha hesaplı olabilir.

Tatil masraflarının arşa çıktığı, yazlık fiyatlarının ulaşılamaz seviyelere çıktığı bu dönemde Türkiye’de de karavan tatilleri daha gözde hale gelmekte. Aslında karavan kültürü Avrupa’da ve Amerika’da çok yaygın da olsa, Türkiye’de 2020’den sonra Covid-19 ile birlikte inanılmaz bir artış göstermekte. Özellikle ailelerin favorisi haline gelen ve otel tutmaktan, yazlık satın almaktan çok daha uyguna gelen karavan tutkusuna 2022 yılında benim ailem de katıldı.

Öncelikle Avrupa’ya karavan turu yapmak isteyenlere duyurulur ki; yolunuz sürprizlerle dolu ama sanıldığı kadar zor değil, tabii vizeniz ya da yeşil pasaportunuz varsa. İki memur emeklisi olan ailemin yeşil pasaportlarıyla çıktığı ve benim de İtalya’da katıldığım bu yolculuktan bahsetmek gerekirse, öncelikle yolculuğunuza çıkmadan plan yapmanız çok önemli. Çünkü sınır kapısından çıktığınızda sizi bekleyen yollar bazen oldukça karmaşık ve yanıltıcı olabilir. O nedenle öncelikle yolları kontrol etmek, her ülkenin küçük de olsa farklı trafik kurallarına başta daha dikkatli yaklaşmak önemli.

Bizim tatilimizin ilk rotası olan İtalya için kullandığımız rota; Bulgaristan, Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya üzerinden gerçekleşti. Sınırlarda başta çok uzun beklenirken, ülkeleri bir bir geçip Avrupa’nın içine girdikçe sınırda bekleme süreleri de yavaş yavaş azalıyor. İlk duraklarda Bulgaristan ve Sırbistan’da bekleme süreleri uzun olsa da Hırvatistan’a geçtikten sonra artık işler hızlanmaya başlıyor. Her ülkenin geçiş yapabileceğiniz onlarca yolu var ancak hızlı bir şekilde hedefe ilerlemek isterseniz paralı yolları tercih etmenizi tavsiye ederim, çünkü Avrupa yolları da taştan olabiliyor 🙂.

Her ülkenin paralı yolu farklı fiyatlarda. Bulgaristan’ın yaklaşık 450 TL, Sırbistan’ın yaklaşık 20 Euro. Hırvatistan’da giriş yaptığınızda bir kart alıp daha sonrasında çıkarken ödeme yapabiliyorsunuz ya da 7 gün kullanabileceğiniz vinyet sistemi (Avrupa ülkelerinde otoyol ve paralı yolları kullanabilmek için alınan bir tür yol kullanım izni/sticker) yaklaşık 16 Euro. İtalya’da ise birden fazla fiyatlandırma var ve tabii karavanlar normal taşıtlardan biraz daha fazla fiyata geçiyor. Eğer bir gün siz de yolculuğa çıkacak olursanız, yapay zekâya yollara giriş yapmadan önce vinyet ücretlerini ve nereden alınabileceğini sorabilirsiniz; çoğunlukla doğru ya da yakın fiyatlandırmalar söylüyor.

Hedefinize ulaştıktan sonra önemli noktalardan biri ise kalacak ve park edilecek yerler. Bu her ülke için değişiyor ancak bir iki ülke haricinde karavanların karavan parkı haricinde bir yerde kalması yasak. İtalya için genel ücret ortalaması günlük 20-35 Euro arasında değişiyor. İtalya’dan sonra uğradığımız İsviçre ise karavan parklarının en pahalı olduğu Avrupa ülkesi olabilir. Çünkü hem karavan parası hem de kişi ücreti alıyor. Bu nedenle kalan kişi sayısına göre 3-4 kişilik bir ailenin konaklama ücreti günlük 75-100 Euro arasında değişiyor. Hollanda ve Belçika’da ise yine ücretler 45-60 Euro bandında değişebiliyor (tabii kalan kişi sayısını da göz önünde bulundurmak lazım). İsviçre’ye girerken dikkat etmeniz gereken bir konu da vinyet almak; o da 45 Euro fiyatında. Oldukça pahalı da olsa bu vinyet 1 yıllık satılıyor. Yani İsviçre’ye bir kere girerseniz ve 45 Euro öderseniz yıl boyunca giriş çıkış yapabiliyorsunuz.

Daha sonraki durağımız olan Almanya ise karavancılar için çok daha cep dostu. Bunun ilk sebebi Almanya’da yollara para ödemenize gerek olmaması. Eğer küçük şehirlerde kalıyorsanız karavan parkı zorunluluğu da yok. Tabii daha uygun seyahat etmek istiyorsanız gün birlik Bauhaus gibi yerlerde ücretsiz konaklayabilirsiniz. Ya da hemen hemen çoğu Avrupa ülkesinde şehir içlerinde, saatlik yaklaşık 1-1.5 Euro olan park yerlerinde gün içinde karavanınızı bırakıp gezebilirsiniz. Ayrıca Hollanda, Belçika gibi ülkelerde park and ride noktalarında da konaklayabilirsiniz.

Ya da karavan parklarına para ödemek istemezseniz, İsviçre hariç paralı yolların taşıtlara sunduğu dinlenme tesislerindeki karavan park yerlerinde de gecelerinizi geçirebilirsiniz. Ya da bizim bir sonraki durağımız olan Hollanda’da Ikea’ya park edebilirsiniz; 24 saat ücretsiz ancak 24 saatten fazla kalırsanız ceza yiyebilirsiniz, dikkat edin.

Bunlara ek olarak dikkat edilmesi gereken bir şey varsa o da zero emission sticker’ları. Çünkü belli ülkelerde özellikle Almanya’da herhangi bir büyük şehirde merkeze girecekseniz bu stickerları almanız gerekiyor. Almanya’da karavanlar için “Umweltplakette” (çevre etiketi), aracın emisyon seviyesine göre verilen ve bazı şehir merkezlerine girişte zorunlu olan bir sticker. Etiketin rengi karavanın motor tipi, Euro emisyon standardı ve üretim yılına göre belirlenir; çoğu şehirde yeşil etiket gereklidir. Ruhsat ile birlikte TÜV, DEKRA veya online başvuru üzerinden alınabilir. O nedenle Almanya’ya girdikten hemen sonra stickerınızı almanızı tavsiye ederim. Online alım hızlı ve kolaydır ancak gidip aldığınız zaman da yaklaşık 10-15 dakikalık bir sürede, 5-20 Euro arasında fiyatlara alabilirsiniz.

Konaklama sürecinden bahsetmek gerekirse, her ne kadar belli yerlerde pahalı olsa da otel, hostel ya da Airbnb fiyatlarından çok daha ucuza gelen karavan park yerlerinin giriş ücretini ödedikten sonra ailenizle birlikte karavan parkı tecrübesini yaşamanızı da tavsiye ederim. Özellikle İsviçre ve Hollanda’da nehir kıyısında bulunan çok güzel karavan parkları bulunmakta. İçeri girerken ödediğiniz fix ücrete ek olarak; eğer elektrik kullanmak istiyorsanız saatlik elektrik ücreti, duş almak isterseniz bazı yerlerde ücretsiz ancak bazı yerlerde duş için belli ücretler talep edilebilir. Ancak bu ücretler cüzi miktardadır. Kıyafet yıkayıp kurutmak için ise her çamaşır başına ortalama 4-5 Euro ödemeniz gerekir.

Bizim Avrupa’da ailemle gittiğimiz 4-5 karavan parkına dayanarak kesinlikle konforlu bir ortam sunduğunu, hatta çok da eğlenceli olduğunu belirtmek isterim. Mutlaka karavan parklarında konaklayıp nehir kenarında çay kahve keyfi yapmanızı tavsiye ederim.

Tabii yolda karşınıza çıkabilecek küçük aksaklık ve sürprizler için de hazırlıklı olmayı öneririm. Mesela bizim yolculuğumuz sırasında karşılaştığımız sürprizlerden biri tüpümüzün bitmesiydi. Ve Türkiye’dekinin aksine Avrupa’da tüp doldurmak yasak. Ancak çözümsüz değil. Hemen hemen her ülkede büyük karavan marketleri var. Tamamen karavanda ihtiyaç duyulabilecek eşyalarla dolu olan bu yerlerden herhangi bir eksiğinizi karşılayabilir ve yolunuza sorunsuzca devam edebilirsiniz.

Kısacası ailenizle eşsiz bir deneyim elde etmek ve uygun fiyatlı, aile dostu bir Avrupa tatili isterseniz karavanla tatile çıkmayı düşünün derim. 


Yorumlar


Citrus

​İLETİŞİM

Olmayan ülkeler mahallesi, çıkmaz sokak, No: 666

Dünya/ Yeryüzünde bir yerde

Citrus

Bana ulașın:

Citrus

Abone Ol !!

bottom of page