top of page
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

Türkiye Raporu Yine Sevindirmedi: AP’den "Yarı-Otoriter Model" Eleştirisi

  • 18 Haz
  • 3 dakikada okunur

Avrupa Birliği (AB) genişleme politikasının küresel gelişmelerle birlikte yeniden ivme kazandığı bir dönemde, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) geleneksel Türkiye Raporu bu yıl da ilişkilerde beklenen yumuşamayı getirmedi. AP Genel Kurulu'nda 17 Haziran 2026 tarihinde yapılan oylamada, 2025 Komisyon Raporu’na dayanan Türkiye Karar Tasarısı, 381 kabul, 107 ret ve 171 çekimser gibi belirgin bir çoğunluk oyuyla resmi olarak kabul edildi.

Kararda, Türkiye’nin stratejik ve jeopolitik önemi ile NATO müttefikliği vurgulanmakla birlikte, iç siyaset, yargı bağımsızlığı ve temel haklar konusundaki sert eleştiriler öne çıktı. Raporun bu denli büyük bir çoğunlukla ve ağır eleştirilerle kabul edilmesi, Türkiye'nin uluslararası arenadaki imajı açısından olumsuz bir tablo ortaya koyarken; demokratik standartlar ve hukuk zemininden uzaklaşılmasının dış politikadaki doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Kabul Edilen Raporda Öne Çıkan Başlıklar:

Genel Kurul'da kabul edilen raporda Türkiye’ye yönelik şu kritik saptamalar ve talepler madde madde yer aldı:

  • Müzakerelerin Durumu: Türkiye hükümetinin AB üyeliğine bağlılık yönündeki açıklamalarına rağmen, üyelik sürecindeki temel eksikliklerin giderilmediği belirtildi. Demokratik reformların eksikliği nedeniyle Türkiye’nin mevcut genişleme fırsat penceresini kaçırdığı ifade edilerek, 2018’den bu yana askıda olan katılım müzakerelerinin mevcut şartlarda yeniden başlatılamayacağı yinelendi.

  • Yargı ve Muhalefete Yönelik Baskılar: Yargı sisteminin siyasi amaçlarla bir araç olarak kullanıldığı savunuldu. Ana muhalefet partyisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve meşru liderliğine yönelik yakın dönemdeki yargısal süreçler(Mutlak Butlan), demokratik çoğulculuğun ve hukukun üstünlüğünün erozyona uğramasının en son örneği olarak nitelendirildi.

  • Temel Haklar ve Demokratik Eksiklikler: Raporda; hukukun üstünlüğü, insan hakları, basın özgürlüğü ve diğer temel özgürlüklerdeki yapısal gerilemelerin süratle ele alınması gerektiği çağrısı yapıldı.

  • Komşuluk İlişkileri ve Egemenlik Hakları: Türkiye’nin, AB üyesi devletler olan Yunanistan ve Kıbrıs’ın egemenlik haklarını ihlal etmeye devam ettiği iddia edilerek, uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine saygı gösterilmesi talep edildi.

  • AB Kurumlarına Sitem: Rapor, Türkiye'de yaşanan bu gelişmelere karşı Avrupa Komisyonu, Avrupa Dış Eylem Servisi (EEAS) ve birçok üye devletin sınırlı ya da "sessiz" kalmasını eleştirdi. Bu kurumların, demokratik standartların savunulmasında daha güçlü ve net bir duruş sergilemesi gerektiği aktarıldı.


    ! NOT OLARAK: Raportör Sánchez Amor’un hazırladığı bu metin, Türkiye’deki demokratik erozyon ve yargı bağımsızlığı gibi kriz alanlarına dair içeriden yükselen eleştirilerle örtüşen pek çok haklı tespiti barındırmaktadır. Ancak rapor, dışarıdan bir gözlem sunmanın yanında, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve bölgesel güvenlik gibi stratejik başlıklarda tamamen Avrupa Birliği’nin kurumsal çıkarlarını gözeten Avrupa merkezci (Eurocentric) Brüksel'in penceresinden okuyan bir değerlendirme olduğunu belirtmekte fayda var. Bunu da gözardı etmemenizi tavsiye ederim.

Peki, Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor Kimdir?

Raporun arkasındaki isim, 2019 yılından bu yana Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Daimi Raportörü olarak görev yapan İspanyol siyasetçi José Ignacio "Nacho" Sánchez Amor.

15 Mayıs 1960 doğumlu olan tecrübeli hukukçu ve siyasetçi, geçmişte Extremadura Bölgesel Hükûmeti Başkan Yardımcılığı, İspanya Milletvekilleri Kongresi üyeliği ve AGİT bünyesinde Türkiye’deki 2015 ile 2018 seçimlerinde gözlemci misyonu liderliği gibi pek çok ulusal ve uluslararası görevde bulundu. 2024 yılı itibarıyla AP Dış İlişkiler Komitesi’nde Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) Grubu’nun koordinatörlüğünü de yürüten Sánchez Amor, Türkiye dinamiklerini yakından takip eden bir figürdür. Eski Hollandalı raportör Kati Piri'den görevi devraldığından beri, Türkiye'nin demokratikleşme süreci, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularındaki kurumsal raporlamaları yürütmektedir.

Sánchez Amor, raporun kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye hızla tamamen otoriter bir modele doğru ilerlemeye devam ediyor. Ana muhalefet partisi CHP'yi ve onun meşru liderliğini hedef alan son dava, yargının siyasi amaçlarla silah olarak kullanıldığını gösteren geniş çaplı bir demokratik erozyon örneğidir. Komisyon'un, EEAS'ın ve üye devletlerin Türkiye'de demokrasinin tasfiye edilmesine göz yummayı sürdüren sessizliğinden derin endişe duyuyoruz. Bu sessizlik, AB'nin imajını ve güvenilirliğini zedeliyor; Türkiye toplumunun en Avrupa yanlısı ve demokratik kesimlerini daha da yabancılaştırıyor."

Yorumlar


Citrus

​İLETİŞİM

Olmayan ülkeler mahallesi, çıkmaz sokak, No: 666

Dünya/ Yeryüzünde bir yerde

Citrus

Bana ulașın:

Citrus

Abone Ol !!

bottom of page