top of page
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

Üniversite Sınavı Ne Bir Başlangıç Ne de Bir Son

  • 19 Haz
  • 3 dakikada okunur

Yılın o zamanı. Stres tavanda, yetişkinler artık adını takip etmekte zorlanır halde olan üniversite sınavı bu hafta sonu, 20-21 Haziran’da. Kimileri için ÖSS, kimileri için YGS-LYS ya da benim gibi Z kuşağıysanız AYT-TYT dediğimiz, yaz tatilinden önceki son çıkmaz olan bu sınav, her sene yaklaşık 2-2,5 milyon insanın kayıt yaptırdığı ve yine birçok gencin hayatının tam ortasına bomba gibi düşmeye hazırlandığı bir süreç.

Aylarca çalışılan dersler, haddi hesabı olmadan çözülen testler, anne babaların köşeden bucaktan artırarak verdiği dershane ve özel ders paraları, “Sen büyüyünce ne olacaksın çocuğum?” sorularının cevabını verdiği düşünülen o sınav... Yani üniversite sınavı. Hayatın acımasız gerçeklerinden biri ve sevsek de sevmesek de insanların akademik seviyelerini, gidecekleri okulları ve seçecekleri bölümleri doğrudan etkileyen yegâne sistem.

Evet, sinir bozucu. Hayatımızın dönüm noktalarından birini belirleyecek olan bir sistemin toplam 6 saat 45 dakikalık bir sınava sıkıştırılması çoğumuza adil gelmiyor ve sistem değişene kadar da adil gelmemeye devam edecek.

Yine de bugün bu yazıyı yazma amacım, her ne kadar çok şeyi etkiliyor olsa da 17-18 yaşındaki gencecik insanların gözünde hayatlarının en önemli sınavı ve en önemli olayı gibi görünen bu sınavın aslında ne bir son ne de bir başlangıç olduğunu hatırlatmak.

Öncelikle bu, girdiğimiz ilk sınav değil. Biliyorsunuz, biz sınavlara neredeyse anaokulundan başlıyoruz. Sonra LGS geliyor, ardından üniversite sınavı ve sonrasında da bir ton başka sınav: KPSS, ALES, yüksek lisans yapmak istiyorsanız üniversitelerin kendi sınavları... Ve tabii ki bunların hiçbiri hayatın size özel hazırlamış olduğu sınavların yanından bile geçmiyor.

Çünkü her ne kadar aynı sınava hazırlanıyor olsak da hiçbirimizin hayattaki sınavı aynı olmuyor. Hafta sonu gireceğiniz sınavdan bazıları dereceyle çıkacak, bazıları ortalama puanlar alacak ve tabii ki bazı insanlar da istedikleri puanları elde edemeyecek.

Daha sonra tercih dönemi gelecek. Siz daha kendinizi tam tanıyamamışken, hayata yeni yeni gözlerinizi açmışken sizden çok büyük bir karar vermeniz, mesleğinizi seçmeniz beklenecek. Ve yine bazıları kendileri için doğru bölümleri tercih edecek, bazıları ise okuduğu 4-5 yıl boyunca mutlu olamayacağı bölümlere yerleşecek.

Kimileri ilk iki yıl üniversiteye alışamayacak, kimileri son iki yılda açılıp yüksek ortalamalarla mezun olacak. Bir bakacaksınız, sınavda çok yüksek puan alanlar üniversitede aynı akademik başarıyı gösterememiş. Bir başkası için ise “Bundan bir şey olmaz” denirken, o kişi üniversiteye girdikten sonra kendini bulup yüksek başarılarla mezun olmuş.

Kimi diyecek ki “Ben iş hayatına erken atılmalıyım,” staj yapacak, her yaz çalışacak. Kimi ise “Ben dönem içinde çok çalıştım, biraz dinleneyim,” diyecek. Yani hayatınızda hep sapaklar, hep yol ayrımları olacak.

Belki girdiğiniz bölümü sevmeyip yatay geçiş yapacaksınız. Belki başka bir alana yönelip bambaşka bir kariyer kuracaksınız. Bunu unutmamak lazım: Hayat tek yönlü ama tek yollu değil.

Evet, girdiğiniz üniversite düşüncelerinizi şekillendirecek, arkadaş çevrenizi belirleyecek, yapmak istediğiniz hobilere ya da daha önce hiç duymadığınız ama ilginizi çekecek kulüplere yönlendirecek sizi. Mezun olduğunuzda cebinizde biriktirdiğiniz dostluklar, öğrenmeye çalıştığınız konular, yaptığınız stajlar ve katıldığınız kulüp faaliyetleri size yardımcı olacak.

Tabii ki akademik başarı her zaman bazı kapıları açar. Ancak tek yol bu değil. Akademi dışında bir işle uğraşacaksanız, kimse size hangi dersten kaç aldığınızı ya da hangi sınavda kaç net yaptığınızı sormayacak.

Tabii gerçekçi olalım; üniversitenizin adı bazı yerlerde karşınıza çıkabilir. Bunu da unutmamak lazım.

Neyse, kısacası hafta sonu gireceğiniz sınavda elinizden gelenin en iyisini yapmanızı temenni ediyorum. Ama hiçbir sınavın sizi tanımlamasına, sizin için bir son gibi hissettirmesine izin vermeyin.

Hayat sürprizlerle dolu. İyi sandığınız şeyler kötüye, kötü sandığınız şeyler iyiye dönüşebilir. Bugün kayıp gibi görünen bir sonuç yarın sizi hiç beklemediğiniz bir yere götürebilir. Bu yüzden elinizden geleni yapın, gerisini ise hayatın akışına bırakın.

Bol şanss !!!

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Yine Yendik, Hep Yendik!

Filenin Sultanları, Milletler Ligi’nin ikinci haftasında Ankara seyircisi önünde çıktığı son maçı da kazanarak kendi evinde 4'te 4 yapmayı başardı ve dev Çin mücadelesinden 3-2’lik galibiyetle ayrıldı

 
 
 
Biz Futbol Değil Voleybol Ülkesiyiz!

20 Haziran 2026 sabahına Dünya Kupası’nda Paraguay karşısında henüz 64. saniyede yediğimiz o erken golün şoku ve turnuvaya veda etmenin derin üzüntüsüyle çok kötü başlasak da Milletler Ligi’nin ikinci

 
 
 
Filenin Sultanları Yine Sahada Parlıyor

Ankara’da yine harika bir voleybol şöleni izledik! Filenin Sultanları, Milletler Ligi’nin ikinci haftasında adeta fırtına gibi esiyor. Dün Belçika’yı seyircimizin müthiş desteğiyle 3-0 mağlup eden mil

 
 
 

Yorumlar


Citrus

​İLETİŞİM

Olmayan ülkeler mahallesi, çıkmaz sokak, No: 666

Dünya/ Yeryüzünde bir yerde

Citrus

Bana ulașın:

Citrus

Abone Ol !!

bottom of page